.:Babili is Simulakr:.

Yeni Şeyler ya da Yeniden Yapılanma Üzerine.

Articles için arşiv

Bir Dijital Pazarlama Yöntemi Olarak; Güvenlik Açıkları

Gün geçmiyor ki ünlü bir sosyal medya platformu hakkında güvenlik açığı haberi yayınlanmasın. Bir dijital pazarlama yöntemi olarak güvenlik açıkları; simüle edilmiş yapay gerçekliklerdir ve doğruymuş gibi algılanılması istenilen suni pazarlama haberlerinden oluşur. Facebook ve Twitter başta olmak üzere global sosyal medya platformlarının tamamı kullanıcılarını sistemli olarak tedirgin ederek zihinlerinde kalıcı bir etki bırakan bu yönteme başvurmaktadırlar.

Kullanıcı ilk etapta özel hayatının ihlal edileceği korku ve hissiyatına kapılır. Özel hayatına yönelik bilgilerin çalınacağı endişesi bireylerde ilk süreci başlatır. Bu süreç bireylerin zihinlerindeki sanal aidiyetlik dürtüsünü pekiştirmektedir. Böylece; her güvenlik açığı haberinden sonra bireyler kendilerini sanal platformlara daha yakın ve ait hissedeceklerdir.

Reklamlar

Bitli Turist

1968 yılında dünyada esen serbestlik rüzgarının yansımaları olan “Hippiler (Hippy)”, 70’lerde uzakdoğu orijinli dünya gezilerine çıkmaya başladılar ve Hindistan, Nepal, Katmandu gibi Budizm ağırlıklı yerlere ulaşmak için rotalarını genelde Türkiye üzerinden çizdiler.

Kendilerine “Çiçek çocukları”, “Barış elçileri” gibi enteresan isimler veren Batı Avrupa’nın ve Kuzey Amerika’nın işsiz, parasız entel gençleri, volkswagen marka minibüslere doluşarak İstanbul’a geldiler ve uzun yıllar Sultanahmet’i kendilerine buluşma yeri seçerek, burada ucuza konaklamaya başladılar. Uyuşturucu ağırlıklı bir yaşam tarzı süren ve garip giysiler giyerek sürekli şarkı söyleyen, çalışmayan, üretmeyen bu akımın temsilcilerine tüm dünyada olduğu gibi bizde de Hippi denildiği gibi, İstanbul halkı tarafından kendilerine ikinci bir isim daha takıldı;

“Bitli turist”.

Bazen Dijital Pazarlama Bazen Dijital Terör

Dijital pazarlama çalışmaları yabancı kaynakların hegemonyasında devam ediyor ve çalışmalara bakıldığında özgün girişimler yok denecek kadar az. Ancak son dönemdeki bir örnek beni şaşırtmayı başardı.

Ülkemizin sosyo politik ve sosyo ekonomik göstergeleri çok karışık. Bir bölgede yaşayan insanların profillerini tam anlamıyla kestirmek; pazarlama veya pr çalışmalarını kanalize etmek çok zor. Genel etken bu olsa da tek etken bu değil. Siyasi kaygılar, bölgesel çatışmalar ve etnik sürtüşmeler harcama alışkanlıklarını hiç bu kadar etkilememişti.

Bir özel banka aracılığıyla yaptırdığım özel emeklilik fonu girişimimle başlayan mecaram henüz sonlanmadı. Bir şekilde bu poliçeyi imzaladığımı öğrenen fırsatçılar durmaksızın saldırmaya devam ediyor. Son olarak facebook üzerinden gelen bir mesajda bir şirket; son dönemdeki bölgesel çatışmalar ve kaza ölümlerinin artması üzerine geliştirdikleri bir sistemi tanıtıyor ve dijital pazarlama çalışmalarında bu bölgesel ve siyasal gelişmeleri sosyal medya pazarlaması’nın gündemine alıyor.

“Siz de ölebilirsiniz” diyorlar.

Sosyal Medya, Siyaset ve Hükümet Baskınları

Moldova’da ki hükümet baskınının Twitter aracılığıyla yapıldığı, Mısır’da muhaliflerin hükümeti devirmek için Facebook grupları üzerinden örgütlendiği duyuruldu. Benzer haberler servis edildi. Tam da aynı zamanlarda devletlerin istihbarat teşkilatları yeni bir birim kurdu: “Sosyal Medya Takip Timi” gibi bişey.

“Sosyal medya üzerinden örgütlenen isyancılar” bayat düşüncesinin bizlere nasıl yedirildiğinin altını birazcık eşelersek, tehlikeli sularda yüzmeye başlayabiliriz.

Revolution

Paylaşımın etkileşime yön verdiği bir dönemde siyaseti ve onun ideolojik beslenmesini etkilemesi kaçınılmaz. Sosyal bir canlı olduğu düşünülen insan için aslında bu büyük bir fırsat. Fakat; insan daha çok ideolojiktir ve ideolojik etkileşimin sonu genellikle çatışmadır. Ancak konu, diğer bir açıdan bakıldığında bireyin korkunç bir kontrol sisteminin tutsağı olmasıdır.

Böylece, bu çatışmaların sanallaşması istendi ve sanallaştı. Tepkinin yerini retweet ve butonu aldı.

Cadde Erotizmi ve Arkaik Fetişizm

Aşkın çeşitli görünümleri şeklindeki kabaca erotizm tanımlarından ziyade, kavramın biz insanların ilkel benliğinde saklı bir kod olduğu ve sosyal ortamlarımızın tamamında işlevsel bir yönünün olduğunu biliyoruz. Yön veren içsel dürtüsel bir enerji kaynağıdır erotik olan. Aynaya baktığımızda aslında görmek istediğimiz erotik yanımız değil midir?

Cadde erotizmi bir moda akımı olarak başlarda vintage takılıp günümüzde new age olarak görülebilir. Bu bir moda akımından fazlasıdır. Her iki tarafın hem karşı tarafı, hem de kendisini etkilemeyi amaçladığı etkileşimli bir şey. Başlarda sadece karşı cinse yönelik bilinçli olan bu akımlar şimdiler de spontane takılmakta.

Günümüzde bu durum kimi için bunu göstermek, kimi için bunu görmektir. Görüntü olarak var olduğumuz gerçeğini ve bu gerçeğin bizim asıl imgemiz olduğunu, kişisel tarzlarımızın bizim ayrık imgelerimizi yarattığını anladık.

Fakat;

Arkaik fetişizm işte tam da bu noktada göze batıyor. Gördüğümüz erotizmi anlayamıyoruz. Görüntünün saklı yanlarını, gizli kalmış fetişizmi ve doğal erotizmi anlayamıyoruz.

Bizler için ütopik bir sancı artık.

Willendorf/Avusturya M.Ö. 30.000-25.000

Simurg

“Efsaneler mistik  fısıltılarında büyük anlamlar taşırlar” dedi. Dinledim.

Simurg, bir masal kuşudur.  Safran tüylü,  güzel sesli,  insana benzer kocaman bir kuş. Kuşların sultanıdır. Kaf Dağı’nın ardında  yaşar.

Efsaneye göre; kuşlar bir gün sultanlarını bulmak üzere toplanıp yola  çıkarlar.

Yol uzun, yolculuk zorludur. “Aşk Denizi”nden geçerler önce. “Ayrılık Vadisi”nden uçarlar. “Hırs Ovası”nı aşıp, “Kıskançlık  Gölü”ne saparlar. Kuşların kimi Aşk Denizi’ne dalar, kimi Ayrılık  Vadisi’nde kopar sürüden. Kimi hırslanıp düşer ovaya, kimi kıskanıp batar  göle.

Yolculuk bittiğinde,  Kaf Dağı’nın ardına sadece 30 kuş  varabilmiştir. Sultanları Simurg’u bulamazlar orada. Sonunda sırrı,  sözcükler çözer.

“30 kuş”, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir.

“Gerçek  yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.” dedi son olarak.  “Turna” geldi aklıma, gülümsedim.

Neo-Dilencilik

Bahara girdik.

Otobüs beklerken yanımda ki abla (yüzüme bakarak) “mart kedisi” esprisi yaptı . Seyyar tezgahlar rahatsız edici bir şekilde renklendi. Banklarda oturan çiftler görülmekte. Bir de pamuk helvacılar var tabi. Onlarda örgütlü dilenenlerle birlikte baharın habercisi.

Ankara’nın işlek caddelerinden birisinde her nedense Eminem dinleyerek yürümekteyim. Birisi bir işaret yapıyor. Duruyorum. İyi giyimli bir tip. Kulaklığı çıkarıyorum ve adres sorduğunu anlıyorum. “Şurdan” diyorum ve kulaklığı takıyorum. Tam o anda, uzanan bir el görüyorum.

Ankara’daki esrarengiz dilencilere ve yöntemlerine şaşıyorum. Önce adres sor sonra yol parası iste. Sanırım bu sektörde de bazı trendler var ve birileri dilenmek üzerine akıl yoruyor.